+90 224 241 91 18 - 19

Yetenek Ve Genetik Birbirini Tamamlıyor

2016-10-11

Yetenek mi genetik mi? sorumuzun yanıtını ararken karşılaştığımız iki kardeş Sunay ve Günay Erdem, bizi mimarinin sanatla harmanlanan ödüllerle ve kitaplarla dolu ofisinde karşılıyor. İşlerinde hayli başarılı olan ve ünleri sadece Türkiye sınırlarında değil yurt dışında da süren iki kardeş, sorumuza net yanıt veremeseler de aynı alanda aynı derecede başarılı oluşları dahi bir gerçekliğin altını çiziyor.

Bulgaristan’da doğan ve 1989 yılında yaşanan büyük göç sırasında Türkiye’ye gelen göçmen bir ailenin iki çocuğundan biri olan Günay Erdem, Gazi Üniversitesi Mimarlık bölümünden mezun üstelik ODTÜ Mimarlık Bölümünde de yüksek lisans yapmış, böylelikle bilgisine bilgi katmış isimlerden. Ankara Üniversitesi Peyzaj mimarlığı bölümündeki doktora çalışmaları ise halen sürüyor. İki kardeşin birbirinin içen geçen yetenekleri de bu nokta birleşiyor. Çünkü Sunay Erdem de Ankara Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı bölümünden mezun.
1998 yılında birlikte çalışmaya nasıl başladınız? diye soruyoruz ilk olarak iki kardeşe. Ortaklaşa bir yanıt veriyorlar bu sorumuza.
“Her ikimiz de öğrencilik yıllarından beri çalışıyoruz. 1992`yılından itibaren de kendimize özel projeler üretmeye başladık. Ancak şirketimizin resmi kuruluşu 1998 yılı. Aynı yıl Selanik`te açılan ilk uluslararası yarışmamıza da katıldık. İki kardeş olarak güç birliği yapmamız, yeteneklerimizi birleştirmemiz bize hem şans hem de başarı getirdi. O zamandan bu güne yüzü aşkın yarışmaya katılmış ve pek çoğundan ödül almış olarak döndük. 50`ye yakın da ödülümüz var. Zaman içerisinde bize Türkiye sınırları dar gelmeye başladı. Yurt dışına açıldık, 40`a yakın ülkede de proje ürettik”
Günay Erdem katıldığı yarışmalarda aldığı ödüllerle anılırken, Sunay Erdem de yurt içi ve yurt dışında imza attığı kentsel tasarım projeleri ile adından söz ettiriyor.
Öğretim görevlisi olarak dersler de veren Erdem kardeşlere Yetenekli mi doğulur, yetenekli mi olunur? diye sorduk.
Sunay Erdem bu sorumuza yanıt verirken kararsızdı.
“Aslında tam olarak yanıt verilebilecek bir soru değil bu. Ama genlerin önemli olduğunu da yabana atmamak gerekir sanıyorum. Çünkü yetenekli doğup yeteneğini heba edenler de var, kendisini geliştirenler, çok çalışarak muhteşem üretimler içinde olanlar da var”
Günay Erdem de kardeşi ile aynı fikirleri paylaştı.
“Bence birbirini tamamlayan kavramlar bunlar. Yetenek sabit statik bir şey değil. Zeka gibi gelişen, geliştirilmesi gereken, geliştirilmeyince körelen ve yok olan bir şey. Ama yeteneği geliştirmek için çok çalışmak, sürekli pratik yapmak büyük önem taşıyor. Yoksa doğuştan gelen bütün meziyetleriniz kısa süre içinde yok olup gider ve standarda dönersiniz.”
Günay Erdem’in anlattıklarına örnek ise Sunay Erdem’den geliyor.
“Futboldan örnek verebiliriz bu anlattıklarımıza. Futbolcular yetenekli de olsalar her gün antrenman yaparak, geliştirilen yeni taktikleri inceleyerek, dünyada olup bitenlere gözlerini kapamadan çalışarak kendilerini geliştirirler. Kariyerlerine ancak böyle sahip çıkabilirler. Bu her meslekte böyledir”
Gen ve çevre etkileşimi konusunda ne düşünüyorsunuz? sorusunu da yine iki kardeş birlikte yanıtladılar. Günay Erdem meslek seçiminde Sunay Erdem’in büyük katkısı olduğuna vurgu yaparken tercihlerin genetik kodlarını incelemeyi tıp uzmanlarına bırakmayı tercih etti.
“Zor bir soru. Bu konuya tıp uzmanları daha doğru cevap verebilir ama biz sadece şunu söyleyebilirim, mesleğimi seçmemde Sunay’ın büyük katkısı oldu. Benim mimarlıkla tanışmam ilkokul yıllarıma dayanıyor. Ağabeyim Bulgaristan’ın Schumen şehrindeki ‘Stroitelen Tehnikum’ isimli, mimarlık okullarına hazırlık niteliğindeki bir lisede okuyordu. O yıllarda ben de ilkokul 4 ya da 5’teydim. Rapido, T cetvel, paralel cetvel gibi ekipmanlarla ve hatta teknik çizimler ile karşılaşmam o yıllara kadar uzanıyor. Ardından Sunay’ın peyzaj mimarlığı eğitim sürecini de yakından izleme fırsatım oldu. Mimarlıkla yıllara dayanan bu temas beni etkilemiş olmalı ki başka meslek seçmeyi hiç düşünmedim. Yıllar süren bu etkileşim sonucunda bir şeyler öğrenmiş olmalıyım ki, hiç unutmam, Mimarlık’taki ilk yılımda Hocam Merve Akansel vermiş olduğu ödevimi benim yapmış olabileceğime inanmakta zorlanmıştı”
Sunay Erdem’i meslek seçiminde etkileyen ise çok başka bir isim olmuş
“Dedemiz inşaat ustasıydı. Belki ondan kanımızda var. Ben inşaat teknik lisesinde okurken, uygulama olarak otellerin fayanslarını yapıyorduk. Sıva, alçı fayans da öğrenmiştik. Çizim boyutuyla haşır neşir olurken bir yandan uygulama fırsatı da veriyorlardı. Fayans nasıl kaplanıyor, beton duvar nasıl örülüyor… Hatta dedem; “siz öğrenmişsinizdir” deyip evinin banyo fayanslarını bana yaptırmıştı. Peyzaj mimarlığı tamamen tesadüfen oldu, aslında mimarlık istiyordum. Puanım Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde okumaya yetiyordu ama Bulgaristan’dan yeni göç etmiş olduğumuz için Ankara dışındaki okulları yazamadım. Peyzaj Mimarlığında okumam biraz da Türkçemin zayıf olmasından kaynaklandı aslında. Ziraat kelimesinin ne olduğunu bilmiyordum ve peyzaj mimarlığını kentsel tasarım gibi algıladım. Tabi ziraatın ne olduğunu o süre zarfında iyice öğrendim. Yoksa okula ilk girdiğimde çok üzülmüştüm. Yoğun bir çıkış arayışı içindeydim. Mimarlığa temas etmek için serbest perspektifleri o yıllarda yaptım. Sonra Günay mimarlığı kazanınca bir şekilde birbirimizi tamamladık”
Birbirini gerçekten de tam olarak tamamlayan iki kardeşin ofisinden de Yetenek mi genetik mi? sorumuza tam bir yanıt bulamadan ama yolumuz biraz daha aydınlanmış olarak ayrılıyoruz. Aklımızda karmaşık bir yanıt beliriyor; Genetik olmadan yetenek, yetenek olmadan genetik olmuyor galiba?

Yetenek ve genetik birbirini tamamlıyor Görselleri
röpörtaj,yetenek,genetik,göçmen
Yorumlar
Yorum Yaz
Lütfen Bu Alanı Doldurmayınız!