+90 224 241 91 18 - 19

Dekorasyonda Doğaldan Yanayım Ve Doğayla İç İçe Yaşamayı Seviyorum.

2017-02-14

Zeynep Casalini, duru ve akıcı sesi, güçlü yorumuyla müzik severlerin gönlünde taht kurmasının yanı sıra gerçek anlamda bir doğa aşığı ve iyi bir anne. Herhalde bu nedenle onun evine girdiğimde hiç yabancılık hissetmedim.Eşi Tahsin Bey ve kızları Dafne ile tanıştım,turunç ağacının gölgesinde çayımı yudumladım .Ortaya samimi,kendiliğinden akıp giden bir sohbet çıktı.

Şimdİ Zeynep’le keyif yapmaya hazırsanız Gravilya’ya buyrun….

Hayatın tüm evrelerinde çok farklı kültürlerin içinde büyümüşsün ve onlarla birlikte yaşamışsın. Bu kadar farklı kültürlerle bir arada olmak seni nasıl bir insan yaptı? Özel hayatına ne kattı?

Renkli bir hayat. Ara sıra karman çorman olma ihtimaliniz de var ama, ben yaşamı kendi algılarıyla çözmeye çalışan biriyim. Aslında çözülecek çok fazla bir şey de yok. Yaşam çok akışkan ve çok değişken bir şey. Aldığınız her farklı veri size farklı şeyler katıyor. Hayatıma etki eden kültürler derin anlamlar taşıdığı için beni farklı kıldı. Beni konserlerimden, şarkılarımdan tanıyan insanlar “Siz çok farklısınız” diyorlar. Bu bana yetiyor da artıyor bile. Ben bu dünya sistemi içerisinde yer alamamayı çok isterdim. Aslında hepimiz bu sistemin içinde gidiyoruz ama ben sisteme olabildiğince karşı durmaya çalışıyorum. Burada o kültürlerin yaptığı katkı daha çok ortaya çıkıyor.

Vejeteryan olduğunu biliyoruz. Eşiniz de öyle ve kızını da böyle yetiştiriyorsun. Burayı görünce ilk düşüncem bu mekan da vajeteryanlıkla birleşen bir doğaya dönüş hareketi mi? Yoksa bundan tamamen ayrı bir mantığın getirisi mi?

Hayır, hiçbir farklı düşünce ile değil. Biz dünyada hiçbir hayvanın ölmesini kabul etmiyoruz. Ben dünyanın en önemli canlısı olduğumuzu düşünmüyorum. En akılısı olsaydık zaten dünya bu durumda olmazdı. Sadece kendi çapımızda düşünme yeteneğimiz var. O da sadece insani konularda. Diğer canlıları anlayamıyoruz. Bizim Vejetaryenliğimiz hayvansal gıdalar vücudumuza zarar veriyor diye değil. Olay dünyaya bakış biçimimiz ile ilgili.

Hayatınız boyu Vejeteryen miydiniz? Vajeteryen bir hayatı okurlarımıza anlatır mısınız?

Hayır değildim. Gençliğimde sinemaya gider, ardından hamburger yemeğe giderdik.Hiçbir zaman et’e çok düşkün bir insan değildim, Ama 30’lu yaşların başında artık tam anlamıyla Vejeteryen bir hayat yaşadım. Bazen duyarız, şu dağda, bu yamaçta bir adam inek sütü içerek şu yaşa kadar yaşamış. Evet, kesinlikle inanırım. Ama o inek zaten doğal besinini alan gerçek anlamda doğal beslenen sağlıklı inek. Şimdi ineklerin bile sömürüldüğü bir dünyadayız. Biz restoranımızda kullandığımız yumurta ve keçi sütünü de çok çok iyi bildiğimiz kişilerden alıyoruz. Biliyoruz ki aldığımız ürünler doğal ve organik. Eşim daha önceden özellikle peyniri fazlaca tüketiyormuş, ama evlendikten sonra kendisine inek sütü ile yapılan peynirin risklerini anlattım ve şimdi o peyniri hayatımızdan tamamen çıkarttık. Kızım Daphne ile yaptığımız kahvaltılarda, Yulaf, Pekmez, organik Bal, zeytin, ceviz ağırlıklı olarak tüketiliyor. Özellikle Yulaf çokça tükettiğimiz bir besin. Meyve olarak da avokado biraz daha önde. Tabii ki kendi yaptığım krakerleri unutmamak lazım. Doğal besinleri diğer insanlardan çok daha fazla tüketiyoruz, çünkü kendimize de bakmamız lazım.

Şahane bir bahçe görüyorum burada. Bu hale nasıl geldi. Siz ilgileniyorsanız peyzajını nasıl yaptınız?

Burası sevgili dostumuz Zafer Olcay’ın eviydi. Daha sonra kendisini denize ait hissederek teknesiyle denize açıldı. Burayı biz senelerdir biliyorduk. Hatta yüzüklerimizi sade bir törenle burada takmıştık. Dolayısıyla burasının bizde anıları oldukça fazladır. Daha sonra Begonvile’den ayrılıp daha sade bir yer arayışına girdik ve burası oldu. Burasını tepeden tırnağa baştan yeniledik. Tüm dekorasyonu ben yaptım. Alt kat restoran, üst katta biz yaşıyoruz.

En çok zorlandığınız nokta neydi?

Aslında çok zorlandığımızı söyleyemem. Tahsin’de iyi bir göze sahip, zevkleri olan bir adam. Dolayısıyla ne nerede dursun kararından, boyasını karıştırmaya kadar her aşamasından zevk aldık diyebilirim. Ancak şunu belirtmek gerekir, restorasyonu yaptığımızda kış ayıydı ve özellikle Tahsin bir hayli çamurla mücadele etmek zorunda kalmıştı. Evimizde özellikle Daphne’nin oyuncakları bir hayli dağınıklık yapıyor. Ama genel olarak zorlanmıyorum. Mutluyum.

Burada bir gününüz nasıl geçiyor?

Daphne sabah 6.30 gibi kalkıyor. Saat 7 gibi kahvaltısını yaptırıp aşağı inmiş oluyoruz. İlk işim kahvesiz yaşayamadığım için kahve içmek oluyor. Bu arada Daphne için badem, süt ve yulafını hazırlıyorum. Sonra kendimize bir şeyler hazırlıyoruz. Daphne’nin okulu varsa saat 8.30 gibi yola çıkıyoruz. Okula bıraktıktan sonra Tahsin kendi işlerine gidiyor. Ben ev işleriyle ilgileniyorum. Yemeklerle ilgileniyorum. Büyük kızım Ceren buradaysa onunla denize gidiyorum. Spora vakit ayırıyorum. Plates yapıyorum. Haftanın 3-4 günü bisiklete biniyorum. Okul çıkışında onu okuldan alıyorum. Eve gelince ya uyuyor ya derslerini yapıyor. Akşam yemek yiyoruz. Akşam olunca sohbetler yapıyoruz.
Yoğun bir günündeysem, müzisyen arkadaşlar burada kalıyorlar. O zamanlar sabah çıkıp akşam geldiğim oluyor. Yoğun bir koşturma ve çalışma temposuna giriyoruz. Konserimin olduğu günlerde bu koşturmaya kuaförün buraya gelmesi ekleniyor. Ama her gün kalktığımda, Allah’ım iyi ki burada yaşıyorum diyorum. Benim için rüya gibi bir hayat.

Birazda restoranınızdan bahsedelim. Çok çiçeği burnunda bir restoran. Burası hem de eviniz. Burası butik restoran mı? Burayı bize biraz anlatır mısınız?

Burası; Gravilya Kahve Yemek Dükkanı. Adımızı bahçemizde bulunan Gravilya ağacından esinlenerek koyduk. Aşçımız Moko, Sezgin ve Özge çalışanlarımız. Orçun benim yakın arkadaşım. Burada bir aile ortamında çalışıyoruz. Konuklarımızı ağırlıyoruz. Biz bu işi bir ticarethane gibi değil, içten yapıyoruz. Tahsin, Çarşamba ve Cuma günleri pazara giderek, alışverişi bizzat kendisi yapıyor. Burada pişen tüm sebzeler ilaçsız, hormonsuz doğal sebzeler.
Restoranımızda, gece için fiks menümüz var, gündüz de kahvaltımız var. Fiks menümüzde her gün farklı bir yemek var. Menümüzde 20’ye yakın yemek çeşidimiz var. Buranın en sükse yapan yemeği ise hünkar beğendi. Restoranımız 12 ay boyunca aralıksız hizmet veriyor.

Bahçede hangi bitkiler, hangi ağaçlar var?

Aslında bu konu tamamen eşim Tahsin’in ilgi alanına giriyor. Evin hemen yanında bir dut ağacı var. Ama bu yabani dut olduğu için yemiyoruz. Kiraz ağacımız var, zeytin ağaçlarımız, mandalina ağaçlarımız var. Portakal, turunç ve limon ağaçlarımız var. Çiçek olarak akşamsefaları var. Isırgan otlarımız var. Gravilya ağacımız, lavantalarımız var. Sardunya ve asmalarımız var.

Ev dekorasyonunda olmazsa olmazlarınız nedir?

Ben yeşili çok severim. dekorasyonda değişikliği severim ama ahşap olması kaydıyla. Nikel, metal pek tercih etmiyorum. Evin her tarafı cam olması ve Daphne’nin burada olması sebebiyle camı da çok tercih etmiyorum. Bizim her fırsatta iddialı bir şekilde ortaya sürdüğümüz bir doğal hayat ezberimiz yok. Bu kendiliğinden oluşan, yaşam tarzımızı yansıtan bir yaklaşım. Burada mutlu bir enerji var. O olunca her şeye yansıyor. Tahsin’de de bu vardır. Ona küçücük bir yer verin, orayı saray gibi yapar. Estetik duygusu oldukça yüksektir.

Siz sanatçısınız, Sanat camiasının kendine özgü bir yaşantısı var. Hem sanat camiasında var olup, hem de bu kadar yalın kalabilmeyi nasıl başarıyorsunuz?

Ben bu işi yapıyorum, ama bunu yaparken insanın kafasını karıştıracak aurasından uzak durmaya çalışıyorum. Alkış harika bir şey. Sahneden indiğimde içim kıpır kıpırdır. Orada inanılmaz bir tatmin vardır. Ama o orada kalıyor. Ben buradaki mutluluğumu, sahneye yansıtıyorum. Çok iyi bir ekibim var. Hepsi gencecik çocuklar, ben bunlarla mutlu olmayı becerebiliyorum. Sahne alkışları güzel, onların seni sevmeleri de güzel. Ama seni gerçekten kim sevebilir? Seni yakından tanıyanlar, Sahne ışıkları altında seni sevenler tamam, ama o sevgi senin gerçek beslendiğin sevgi olabilir mi? O sevgiye kapılıp “Ben neymişim” dememelisin.

Sizin en sevdiğiniz şarkınız hangisidir?

En son kendi yaptığım “Yas Uykusu” en sevdiğim parçamdır. Duvar’ın elbette çok farklı bir yeri var. Ama kendim yaptığım, yazdığım için yas uykusu bambaşka benim için.

Tahsin bey, Son olarak sizin de düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Benim restoran işletmeciliğinde 16 yıl kadar bir geçmişim var. Ama tam anlamıyla, profesyonel lokantacı mantığı ile yaklaşamıyorum. Yemek saatinde bir kişi gelip çay içmek istediğinde mutlu oluyorum. Onun için bizim adımız Kahve ve Yemek Dükkanı. İyi kahve verebilmek için gayretimiz, özel çay demleyerek konuklara ikram edebilme gibi hassasiyetlerimiz var. Tabii ki, yemekleri de yaparken sıra dışı bazı yöntemlerle doğalı, sağlıklıyı, nezih bir sunumla verme gayretimiz var. Yoksa yemek her yerde yenilir. Önemli olan onu sunma biçiminizdir. Yemek ve kahvaltılarımızda kullandığımız malzemelerin doğallığı konusunda hassasiyetimiz var. Bu takdir de ediliyor. Burada köylüler de doğal şartlarda yetişen sebzelerle, bahçede yetişen sebzeleri deli ve uslu olarak ayırıyor. Biz doğada kendi kendine yetişen otlara daha çok ilgi gösteriyoruz. Biz eski dükkanımızı bıraktığımızda, 8-10 ay ara verdik. Ara vermişliğin ufak bir unutulmuşluğu oldu. Şimdi biraz biraz tanınmaya başladık. Normal menümüz öğlen yemeğine daha dönük olarak algılanıyor. Akşam gelen konuklarımız şarap içmek isterse, bunu sebzelerle değil, et veya balık ile yapmak istiyor. Bu nedenle biraz daha farklı bir menü daha hazırladık. Burası yemek satma dükkanı değil, an’ı satma dükkanı. Her sebeple buraya gelen var.

Bizim hem doğaya olan saygımızdan, hem de aktivite olarak bisikleti çok önemsiyoruz. Bizim evlilik sürecimiz bisikletle ilerledi. Bizim burada her seviyede bisiklet sporu yapılabilecek parkurlar var. Böyle olunca biz dedik ki; “Gelin bisikletlerinizi burada bırakın. Gün içindeki aktivitelerinizden arta kalan ara boşluklarınızda gelin bisikletinize binin, parkurları gösterelim, duş alma imkanı sunalım dedik hoşlarına gitti. Aynı şekilde seyahat eden motorcu arkadaşlara da aynı şekilde bir yaklaşımda bulunduk. Bunları yapma amacımız, hayata biraz daha farklı bakan insanlara destek olma çabası.

Dekorasyonda doğaldan yanayım ve doğayla iç içe yaşamayı seviyorum. Görselleri
dekorasyon,doğa,röportaj,zeynep casalini
Yorumlar
Yorum Yaz
Lütfen Bu Alanı Doldurmayınız!